ŞEYH KUREYŞ VE SADU’L-KUREYŞ ZAVİYELERİ
Yavuzeli ilçesi Bülbül ve Düzce köylerinde tarihî türbe ve zaviyeler.
Gaziantep ili Yavuzeli ilçesi sınırları
içinde, Zırar mevkiinde yer alan Şeyh Kureyş ve Sadü’l-Kureyş zaviyeleri, tarihi
asırlar öncesine dayanan vakıf ve tekke-zaviye sisteminin önemli örneklerindendir.
Hacı Koreş de denilen Hacı Kureyş türbesi, günümüzde Yavuzeli ilçesinin Bülbül köyü
civarındadır. Hacı Kureyş’in oğlu olup Sadır ya da Seyit Koreş de denilen Sadü’l-Kureyş
türbesi ise yine bu civarda Düzce köyü yakınlarındadır. Arşiv belgelerinde Sadü’l-Kureyş
yazımının yanı sıra Sadrü’l-Kureyş yazımı da görülmektedir. Tarihî kayıtlarda
peş peşe zikredildiklerinden tek bir zaviye gibi görünen türbeler farklı
yerlerde iki ayrı yapı olup Cumhuriyet dönemine kadar idari ve mali açıdan birlikte
idare edilmişlerdir.
Kureyşan Ocağının kurucusu kabul edilen Hacı
Kureyş’in seyit olduğu ve yedinci imam Musa Kazım’ın soyundan geldiğine
inanılmaktadır. Kureyşan Ocağı, XII-XIII. yüzyıllarda Horasan’dan Anadolu’ya
gelen Türkmen gruplarına dayanan geniş bir derviş yapılanmasıdır. Kureyşan Oymağı’nın
Anadolu’ya göçü sırasında Malazgirt civarlarına yerleşen ailenin daha sonra
Hacı Kureyş’in Anadolu Selçuklu hükümdarı Alaattin Keykubat ile tanışması
neticesinde önce Nazimiye’nin Zeve köyüne daha sonra Gaziantep-Adıyaman
arasındaki bölgeye yerleştiği kabul edilmektedir. Osmanlı belgelerinde
Rumkale’ye tabi olan bu bölge Merzuman nahiyesine bağlı Zırar mevkii olarak yer
almıştır. Kendisine bazı keramet ve menkıbeler izafe edilen ve Allah dostu bir
veli olduğuna inanılan Hacı Kureyş, dinî-ahlaki öğretilerini burada yayarak
geniş halk kitleleri üzerinde büyük etki bırakmıştır. Tasavvufi din anlayışı ve
öğretileri, daha sonra oğlu Sadü’l-Kureyş tarafından devam ettirilmiş ve her
ikisinin türbeleri zamanla vakıf sistemine göre işleyen birer zaviye hâlini
almıştır. Horasan kökenli tasavvuf geleneğinin Yavuzeli bölgesine taşınmasında
Hacı Kureyş’in önemli bir rolü olduğu kabul edilmektedir.
Şeyh Kureyş ve Sadü’l-Kureyş zaviyelerine
dair tespit edilebilen erken dönem Osmanlı kayıtları, XVIII. yüzyıla kadar
uzanmaktadır. Bu kayıtlarda Şeyh Kureyş ve oğlu Sadü’l-Kureyş’e nispet edilen
bir tekke tespit edilememekle birlikte türbeleri etrafındaki yapılanmanın
zamanla birer zaviye vakfı hâlini aldığı gözlenmektedir. Zaviyenin gelirleri, Sadü’l-Kureyş,
Zırar (Düzce) ve Tahtık (Duraklı) denilen üç köyün öşür hasılatından
oluşmaktaydı. Bu gelirlerle önce zaviyelerde çalışanların maaşları ve yapının aydınlatma
giderleri karşılanmakta, fazla kalan gelir buraya ziyarete gelen misafir ve
yolcuların yemek ihtiyacına sarf edilmekteydi. Zaviyelerin idari yapısı ve
görevli kadrolarına ilişkin önemli bilgiler mevcut olup vakıf sistemi içinde belli
dönemlerde şeyh, zaviyedâr, imam, mütevelli, nazır ve kâtip atamaları
gerçekleştirilmiştir. Nitekim XVII. yüzyıl sonlarından itibaren iki akçeyle
nazır olan Ahmet, aynı zamanda bir akçe ile imam olarak da görevliydi. Aynı
dönemde tevliyeti elinde tutan Mehmet, başka yerde ikamet edip vakfın malını
zimmetine geçirdiği suçlamasıyla görevden alınıp yerine Hüseyin’e berat
verilmişti. Sonraki yıllarda Şeyh Sarim Halife zaviyelerin nazırlık ve
katipliğini birlikte yürütmekteydi. XIX. yüzyılın ikinci yarısında zaviyedârlık
Hüseyin Ağa’da, şeyhlik ciheti ise ikiye ayrılmış olup Şeyh Hüseyin ve Şeyh Mehmet’in
tasarrufunda idi.
Günümüzde Şeyh Kureyş ve oğlu Sadü’l-Kureyş’e
ait türbeler, Yavuzeli çevresinde yaşayan Alevi toplulukları tarafından kutsal
kabul edilmekte ve düzenli olarak ziyaret edilmektedir. Özellikle Gaziantep
Çepnileri ve Kureyşanlar tarafından her yıl mayıs ayının ikinci haftasında
toplu ziyaretler gerçekleştirilmektedir. Ziyaretler sırasında dua edilmekte,
çeşitli dileklerde bulunulmakta ve dileği gerçekleşen kişiler tarafından adak
kurbanları kesilmektedir. Kesilen kurbanların etleri burada pişirilmekte,
hazırlanan yemekler, diğer ziyaretçilerle birlikte topluca yenilmektedir. Türbelerde
gerçekleştirilen uygulamalar yalnızca dua ve adakla sınırlı olmayıp yörede
geleneksel olarak sürdürülen birtakım ritüelleri de içermektedir. Bu kapsamda
türbe çevresindeki ağaçlara bez bağlama, çerağ yakma, türbe önündeki ocakta
yakılan tütsüyü türbenin çevresinde dolaştırma, türbe duvarlarına taş
yapıştırma ve üç taşı üst üste koyarak dilekte bulunma gibi uygulamalar,
günümüzde de devam etmektedir. Söz konusu ritüeller, türbelerin yöre Alevileri
arasındaki ziyaret ve inanç geleneğinde önemli bir yere sahip olduğunu
göstermektedir. Aynı zamanda bu uygulamalar, Anadolu’daki ziyaret kültürü
içerisinde görülen adak, dilek ve ocak kültüyle bağlantılı geleneksel
pratiklerin Yavuzeli yöresindeki örnekleri arasında değerlendirilmektedir.
Anahtar Kelimeler
Kaynakça
Akkuş,
M. (1999). Dede Garkunzâdeler. Tasavvuf: İlmî ve Akademik Araştırma Dergisi,
1(2), 21-31.
Devlet
Arşivleri Başkanlığı Osmanlı Arşivi (BOA). (t.y.). Ali Emiri, Ahmed III
(AE.SAMD.III), 106-10494 [Arşiv belgesi].
Devlet
Arşivleri Başkanlığı Osmanlı Arşivi (BOA). (t.y.). Evkâf Defterleri (Ev.d.),
17135, 18274 [Arşiv belgesi].
Korkmaz,
İ. (2021). Gaziantep Çepnilerinin ziyaret mekanları: Hacı Koreş ve Seydi Koreş ziyaret
ritüeli ve uygulamaları. Türk Kültürü ve Hacı Hacı Bektaş Veli Araştırma
Dergisi, 98, 197-216.
Ocak,
A. Y. (1978). Zaviyeler (Dinî, sosyal ve kültürel tarih açısından bir deneme). Vakıflar
Dergisi, 12, 247-269.
Taş,
K. (2019). Seyyid Mahmud-ı Kebir’in (Kureyş) Seyyid Mahmud Hayrani ve Derviş
Bey Beyaz/Gevr ile tarihi bağı. Journal of Social And Humanities Sciences
Research (JSHSR), 6(43), 3248-3260.
Taş, Y. (2021).
Rumkale kazası zaviyeleri. Artuklu İnsan ve Toplum Bilim Dergisi, 6(2),
118-137.
Vakıflar Genel
Müdürlüğü Arşivi (VGMA). (t.y.). Hurufat Defterleri (HRF. d.), 1088, 1091,
1140 [Arşiv belgesi].
Vakıflar Genel
Müdürlüğü Arşivi (VGMA). (t.y.). Vakfiye Defteri, 2150-1, 2150-2 [Arşiv
belgesi].
Yalçın,
A., Yılmaz, H. (2002). Kureyşan Ocağı hakkında bazı yeni bilgiler. Hacı
Bektaş Veli Dergisi, 23, 9-24.