ŞEYH KUREYŞ VE SADU’L-KUREYŞ ZAVİYELERİ

Yazar: YASİN TAŞ

Yavuzeli ilçesi Bülbül ve Düzce köylerinde tarihî türbe ve zaviyeler.

Bu madde 91 defa ziyaret edilmiştir.

Gaziantep ili Yavuzeli ilçesi sınırları içinde, Zırar mevkiinde yer alan Şeyh Kureyş ve Sadü’l-Kureyş zaviyeleri, tarihi asırlar öncesine dayanan vakıf ve tekke-zaviye sisteminin önemli örneklerindendir. Hacı Koreş de denilen Hacı Kureyş türbesi, günümüzde Yavuzeli ilçesinin Bülbül köyü civarındadır. Hacı Kureyş’in oğlu olup Sadır ya da Seyit Koreş de denilen Sadü’l-Kureyş türbesi ise yine bu civarda Düzce köyü yakınlarındadır. Arşiv belgelerinde Sadü’l-Kureyş yazımının yanı sıra Sadrü’l-Kureyş yazımı da görülmektedir. Tarihî kayıtlarda peş peşe zikredildiklerinden tek bir zaviye gibi görünen türbeler farklı yerlerde iki ayrı yapı olup Cumhuriyet dönemine kadar idari ve mali açıdan birlikte idare edilmişlerdir.

Kureyşan Ocağının kurucusu kabul edilen Hacı Kureyş’in seyit olduğu ve yedinci imam Musa Kazım’ın soyundan geldiğine inanılmaktadır. Kureyşan Ocağı, XII-XIII. yüzyıllarda Horasan’dan Anadolu’ya gelen Türkmen gruplarına dayanan geniş bir derviş yapılanmasıdır. Kureyşan Oymağı’nın Anadolu’ya göçü sırasında Malazgirt civarlarına yerleşen ailenin daha sonra Hacı Kureyş’in Anadolu Selçuklu hükümdarı Alaattin Keykubat ile tanışması neticesinde önce Nazimiye’nin Zeve köyüne daha sonra Gaziantep-Adıyaman arasındaki bölgeye yerleştiği kabul edilmektedir. Osmanlı belgelerinde Rumkale’ye tabi olan bu bölge Merzuman nahiyesine bağlı Zırar mevkii olarak yer almıştır. Kendisine bazı keramet ve menkıbeler izafe edilen ve Allah dostu bir veli olduğuna inanılan Hacı Kureyş, dinî-ahlaki öğretilerini burada yayarak geniş halk kitleleri üzerinde büyük etki bırakmıştır. Tasavvufi din anlayışı ve öğretileri, daha sonra oğlu Sadü’l-Kureyş tarafından devam ettirilmiş ve her ikisinin türbeleri zamanla vakıf sistemine göre işleyen birer zaviye hâlini almıştır. Horasan kökenli tasavvuf geleneğinin Yavuzeli bölgesine taşınmasında Hacı Kureyş’in önemli bir rolü olduğu kabul edilmektedir.

Şeyh Kureyş ve Sadü’l-Kureyş zaviyelerine dair tespit edilebilen erken dönem Osmanlı kayıtları, XVIII. yüzyıla kadar uzanmaktadır. Bu kayıtlarda Şeyh Kureyş ve oğlu Sadü’l-Kureyş’e nispet edilen bir tekke tespit edilememekle birlikte türbeleri etrafındaki yapılanmanın zamanla birer zaviye vakfı hâlini aldığı gözlenmektedir. Zaviyenin gelirleri, Sadü’l-Kureyş, Zırar (Düzce) ve Tahtık (Duraklı) denilen üç köyün öşür hasılatından oluşmaktaydı. Bu gelirlerle önce zaviyelerde çalışanların maaşları ve yapının aydınlatma giderleri karşılanmakta, fazla kalan gelir buraya ziyarete gelen misafir ve yolcuların yemek ihtiyacına sarf edilmekteydi. Zaviyelerin idari yapısı ve görevli kadrolarına ilişkin önemli bilgiler mevcut olup vakıf sistemi içinde belli dönemlerde şeyh, zaviyedâr, imam, mütevelli, nazır ve kâtip atamaları gerçekleştirilmiştir. Nitekim XVII. yüzyıl sonlarından itibaren iki akçeyle nazır olan Ahmet, aynı zamanda bir akçe ile imam olarak da görevliydi. Aynı dönemde tevliyeti elinde tutan Mehmet, başka yerde ikamet edip vakfın malını zimmetine geçirdiği suçlamasıyla görevden alınıp yerine Hüseyin’e berat verilmişti. Sonraki yıllarda Şeyh Sarim Halife zaviyelerin nazırlık ve katipliğini birlikte yürütmekteydi. XIX. yüzyılın ikinci yarısında zaviyedârlık Hüseyin Ağa’da, şeyhlik ciheti ise ikiye ayrılmış olup Şeyh Hüseyin ve Şeyh Mehmet’in tasarrufunda idi.

Günümüzde Şeyh Kureyş ve oğlu Sadü’l-Kureyş’e ait türbeler, Yavuzeli çevresinde yaşayan Alevi toplulukları tarafından kutsal kabul edilmekte ve düzenli olarak ziyaret edilmektedir. Özellikle Gaziantep Çepnileri ve Kureyşanlar tarafından her yıl mayıs ayının ikinci haftasında toplu ziyaretler gerçekleştirilmektedir. Ziyaretler sırasında dua edilmekte, çeşitli dileklerde bulunulmakta ve dileği gerçekleşen kişiler tarafından adak kurbanları kesilmektedir. Kesilen kurbanların etleri burada pişirilmekte, hazırlanan yemekler, diğer ziyaretçilerle birlikte topluca yenilmektedir. Türbelerde gerçekleştirilen uygulamalar yalnızca dua ve adakla sınırlı olmayıp yörede geleneksel olarak sürdürülen birtakım ritüelleri de içermektedir. Bu kapsamda türbe çevresindeki ağaçlara bez bağlama, çerağ yakma, türbe önündeki ocakta yakılan tütsüyü türbenin çevresinde dolaştırma, türbe duvarlarına taş yapıştırma ve üç taşı üst üste koyarak dilekte bulunma gibi uygulamalar, günümüzde de devam etmektedir. Söz konusu ritüeller, türbelerin yöre Alevileri arasındaki ziyaret ve inanç geleneğinde önemli bir yere sahip olduğunu göstermektedir. Aynı zamanda bu uygulamalar, Anadolu’daki ziyaret kültürü içerisinde görülen adak, dilek ve ocak kültüyle bağlantılı geleneksel pratiklerin Yavuzeli yöresindeki örnekleri arasında değerlendirilmektedir.

Kaynakça

Akkuş, M. (1999). Dede Garkunzâdeler. Tasavvuf: İlmî ve Akademik Araştırma Dergisi, 1(2), 21-31. 

Devlet Arşivleri Başkanlığı Osmanlı Arşivi (BOA). (t.y.). Ali Emiri, Ahmed III (AE.SAMD.III), 106-10494 [Arşiv belgesi].

Devlet Arşivleri Başkanlığı Osmanlı Arşivi (BOA). (t.y.). Evkâf Defterleri (Ev.d.), 17135, 18274 [Arşiv belgesi].

Korkmaz, İ. (2021). Gaziantep Çepnilerinin ziyaret mekanları: Hacı Koreş ve Seydi Koreş ziyaret ritüeli ve uygulamaları. Türk Kültürü ve Hacı Hacı Bektaş Veli Araştırma Dergisi, 98, 197-216.

Ocak, A. Y. (1978). Zaviyeler (Dinî, sosyal ve kültürel tarih açısından bir deneme). Vakıflar Dergisi, 12, 247-269.

Taş, K. (2019). Seyyid Mahmud-ı Kebir’in (Kureyş) Seyyid Mahmud Hayrani ve Derviş Bey Beyaz/Gevr ile tarihi bağı. Journal of Social And Humanities Sciences Research (JSHSR), 6(43), 3248-3260.

Taş, Y. (2021). Rumkale kazası zaviyeleri. Artuklu İnsan ve Toplum Bilim Dergisi, 6(2), 118-137.

Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi (VGMA). (t.y.). Hurufat Defterleri (HRF. d.), 1088, 1091, 1140 [Arşiv belgesi].

Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi (VGMA). (t.y.). Vakfiye Defteri, 2150-1, 2150-2 [Arşiv belgesi].

Yalçın, A., Yılmaz, H. (2002). Kureyşan Ocağı hakkında bazı yeni bilgiler. Hacı Bektaş Veli Dergisi, 23, 9-24.