HAMAÇ HÖYÜK

Yazar: ATİLLA ENGİN

İslahiye’nin Çolaklar köyünde Karasu Nehri’nin batı kıyısında yer alan höyük.

Bu madde 72 defa ziyaret edilmiştir.

Hamaç Höyük, Gaziantep’in İslahiye ilçesi, Çolaklar köyü sınırları içerisinde, İslahiye ilçe mer­kezinin kuş uçumu yaklaşık 9 km güneydoğusunda, Karasu Nehri’nin batı kıyısında yer almaktadır. Yak­laşık 300x150 metre boyutları ile bölgedeki en büyük höyük yerleşmelerinden biri olan Hamaç Höyük, kuzeydoğu-güneybatı yönünde uzanmaktadır. Oval biçimli höyük, kuzeyde yer alan akropol kısmı ile güneyde yer alan bir teras yerleşmesinden oluşmaktadır. Kuzeydeki akropol kısmı, yaklaşık 150 metre çapın­dadır. Akropolün ova tabanından yüksekliği yaklaşık 10 metre iken Helenistik, Roma ve Orta Çağ’a tarihlenen geniş teras yerleşmesi yaklaşık 3 metre yüksekliktedir. Höyüğün kuzey eteklerinde görülen ana kaya uzantıları, yerleşmenin doğal bir yükselti üzerine konumlandığını göstermektedir. Höyük yükseltisinin batı yamacı, kaçak kazılar sonucu iş makinesi ile büyük ölçüde tahrip edilmiş, yaklaşık 70 metre uzunluğunda ve 20 metre genişliğinde büyük bir tahribat yarması oluşturulmuştur.

Hamaç Höyük, Gaziantep Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 29.05.2014 ta­rihli ve 860 sayılı kararı ile tescil edilmiş, ardından kararın maddi hata içermesi nedeniyle 25.06.2014 tarihli ve 881 sayılı kararı ile “1. ve 3. Derece Arkeolojik Sit” olarak tescil edilmiştir. Sit fişinde, kuzeydeki yüksek akropol kısmı “1. Derece Arkeolojik Sit” olarak tescil edilirken güneydeki geç dönemlere ait teras yerleşmesi, “3. Derece Arkeolojik Sit” olarak belirlenmiştir.

Hamaç Höyük’teki ilk arkeolojik çalışmalar, 2019 yılında Prof. Dr Atilla Engin başkanlığında bir ekip tarafından yapılan yüzey araştırmaları ile başlamış ve yüzey araştırmalarına göre höyüğün Kalkolitik Çağ’dan Orta Çağ’a kadar bir yerleşim sürekliliği ortaya koyduğu, yerleşmenin özellikle Demir Çağı sonrasında büyüdüğü tespit edilmiştir.

1977 yılında Karasu Nehri üzerine kurulan Tahtaköprü Barajı’nın gövdesinin yükseltilmesi nedeniyle höyüğün doğu yamaçları baraj gölünden etkilendiğinden, 2021-2023 yılları arasında kurtarma kazıları gerçekleştirilmiştir. Kurtarma kazıları, Gaziantep Müze Müdürlüğü başkanlığında ve Prof. Dr. Atilla Engin’in bilimsel danışmanlığında bir ekip tarafından Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü’nün sağladığı bütçe ile gerçekleştirilmiştir. Kazı çalışmaları, höyük yükseltisinin baraj suyundan etkilendiği doğu yamaçlarındaki basamaklı plankarelerde yapılmış, bu kazılarda Orta Çağ, Roma Dönemi, Helenistik Çağ, Geç Demir Çağı, Orta Demir Çağı, Geç Tunç Çağı, Orta Tunç Çağı ve Erken Tunç Çağı tabakaları açığa çıkartılarak incelenmiştir. 10x10 metre boyutlarındaki 17 plankarede yapılan ve yerleşim stratigrafisini ortaya koymayı amaçlayan kazılarda, Orta Çağ’a tarihlenen iki evreli bir nekropol alanı ile Erken Tunç Çağı’ndan Roma Dönemi’ne kadar uzanan 8 tabakaya ait mimari kalıntılar, açığa çıkartılarak incelenmiştir.

İki evreli Orta Çağ nekropolünde yüzden fazla taş sanduka ve basit toprak mezar gün yüzüne çıkartılmış, mezarlardaki antropolojik bulgular, Sevgi Tuğçe Göktürk tarafından doktora tezi olarak hazırlanmıştır. Kazılarda höyük yükseltisinin üst kısımlarında Geç Tunç Çağı (MÖ 1600-1200), Orta Tunç Çağı (MÖ 2000-1600) ve Erken Tunç Çağı III-IV (MÖ 2500-2000) tabakalarının özellikle Demir Çağı yerleşimleri tarafından büyük ölçüde tahrip edilmiş olduğu anlaşılmıştır. Daha altta yer alan Erken Tunç Çağı I-II’ye (MÖ 3000-2500) tarihlenen ve 4 yapı katı ile temsil edilen, MÖ III. binyılın ilk yarısına ait tabakalar ise nispeten iyi korunmuştur. Erken Tunç Çağı tabakasındaki çok sayıda yapı katı, bölgedeki Gedikli-Karahöyük’ten bilinen bir özelliktir. Bu tabakada çok mekânlı dikdörtgen yapılar üst üste, genellikle aynı duvarlar üzerine benzer planda yeniden inşa edilmiştir. Taş duvarlardaki çökme ve deformasyonlar, bazı yapı katlarının deprem sonucu yıkılmış olabileceğini göstermiştir. Benzer deprem bulguları, Roma Dönemi ve Helenistik Çağ tabakalarında da tespit edilmiştir.

Erken Tunç Çağı I-II yapı katlarında en dikkat çekici bulgulardan biri, yerleşim içine gömülen çömlek, basit toprak, taş sanduka ve yuvarlak taş örgülü mezarlardır. Bu mezarlara çoğunlukla fetüs, bebek ve çocuklar gömülürken, yetişkinlere ait az sayıda mezar da mevcuttur. Mezarlar çoğunlukla temel duvarlarına bitişik olarak evlerin tabanları altına ya da evler arasındaki boşluklara yerleştirilmiştir. Basit toprak ve taş sanduka mezarların üzeri ise geniş sal taşları ile kapatılmıştır. Basit toprak mezarlar, tümüyle ya da kısmen taşla çevrelenmiş olabilmektedir. Ölüler büzülmüş fetüs pozisyonunda yan yatırılmıştır (hoker pozisyonu). Mezarlar, eşya bakımından genellikle fakir olup çoğu mezarda mezar kabı dışında herhangi bir buluntuya rastlanmamıştır. Bazı mezarlarda çok az boncuk ve bronz iğne gibi süs eşyaları ile genellikle mezar çömleği dışına bırakılan yalın basit ve portakal rengi seramik türlerinde az sayıda kap ele geçmiştir. Farklı olarak T11 plankaresinde 4,80 metre uzunluğunda, 3,5 metre genişliğinde ve 1,65 metre yüksekliğinde, yaklaşık dikdörtgen planlı bir oda mezar açığa çıkartılmıştır. Taş örgülü duvarlara sahip mezar odasının üzeri geniş iki sal taşı ile kapatılmıştır. 12 bireyin gömüldüğü oda mezarda taştan çeşitli süs eşyaları, kırık durumda pişmiş toprak kaplar ve az sayıda bronz iğne ele geçmiştir.  

Kaynakça

Engin, At. (2023). Gaziantep’in önemli bir arkeolojik potansiyeli: İslahiye-Nurdağı havzası ve arkeolojik araştırmalar. Gaziantep Bellek Dergisi, 1, 54-69.

Engin, A., Alparslan, M., Özdemir, E., Doruk Engin, Ş., Kişniş, D. B. (2022). 2019-2020 yılı Yesemek Heykel Atölyesi ve İslahiye-Nurdağı yüzey araştırması sonuçları. GAÜN Sosyal Bilimler Dergisi, 21(4), 1846-1879.

Engin, A., Çomak, Ö., Kişniş, D. B. (2023). Hamaç Höyük kurtarma kazıları 2021. 42. Kazı Sonuçları Toplantısı, 1, 195–214.

Engin, A., Çomak, Ö., Özdemir, E. (2024). Hamaç Höyük kurtarma kazıları 2022. 43. Kazı Sonuçları Toplantısı, 4, 237–256.

Göktürk, S. T. (2024). Gaziantep/Tahtaköprü Barajı kurtarma kazılarından ele geçen iskeletlerin dental analizi [Doktora tezi], Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.