HAMAÇ HÖYÜK
İslahiye’nin Çolaklar köyünde Karasu Nehri’nin batı kıyısında yer alan höyük.
Hamaç Höyük,
Gaziantep’in İslahiye ilçesi, Çolaklar köyü sınırları içerisinde, İslahiye ilçe
merkezinin kuş uçumu yaklaşık 9 km güneydoğusunda, Karasu Nehri’nin batı
kıyısında yer almaktadır. Yaklaşık 300x150 metre boyutları ile bölgedeki en
büyük höyük yerleşmelerinden biri olan Hamaç Höyük, kuzeydoğu-güneybatı yönünde
uzanmaktadır. Oval biçimli höyük, kuzeyde yer alan akropol kısmı ile güneyde
yer alan bir teras yerleşmesinden oluşmaktadır. Kuzeydeki akropol kısmı,
yaklaşık 150 metre çapındadır. Akropolün ova tabanından yüksekliği yaklaşık 10
metre iken Helenistik, Roma ve Orta Çağ’a tarihlenen geniş teras yerleşmesi
yaklaşık 3 metre yüksekliktedir. Höyüğün kuzey eteklerinde görülen ana kaya
uzantıları, yerleşmenin doğal bir yükselti üzerine konumlandığını
göstermektedir. Höyük yükseltisinin batı yamacı, kaçak kazılar sonucu iş
makinesi ile büyük ölçüde tahrip edilmiş, yaklaşık 70 metre
uzunluğunda ve 20 metre genişliğinde büyük bir tahribat yarması oluşturulmuştur.
Hamaç
Höyük, Gaziantep Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 29.05.2014 tarihli
ve 860 sayılı kararı ile tescil edilmiş, ardından kararın maddi hata içermesi
nedeniyle 25.06.2014 tarihli ve 881 sayılı kararı ile “1. ve 3. Derece
Arkeolojik Sit” olarak tescil edilmiştir. Sit fişinde, kuzeydeki yüksek akropol
kısmı “1. Derece Arkeolojik Sit” olarak tescil edilirken güneydeki geç
dönemlere ait teras yerleşmesi, “3. Derece Arkeolojik Sit” olarak
belirlenmiştir.
Hamaç Höyük’teki ilk arkeolojik çalışmalar, 2019 yılında Prof.
Dr Atilla Engin başkanlığında bir ekip tarafından yapılan yüzey araştırmaları
ile başlamış ve yüzey araştırmalarına göre höyüğün Kalkolitik Çağ’dan Orta Çağ’a
kadar bir yerleşim sürekliliği ortaya koyduğu, yerleşmenin özellikle Demir Çağı
sonrasında büyüdüğü tespit edilmiştir.
1977
yılında Karasu Nehri üzerine kurulan Tahtaköprü Barajı’nın gövdesinin
yükseltilmesi nedeniyle höyüğün doğu yamaçları baraj gölünden etkilendiğinden,
2021-2023 yılları arasında kurtarma kazıları gerçekleştirilmiştir. Kurtarma
kazıları, Gaziantep Müze Müdürlüğü başkanlığında ve Prof. Dr. Atilla Engin’in
bilimsel danışmanlığında bir ekip tarafından Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü’nün
sağladığı bütçe ile gerçekleştirilmiştir. Kazı çalışmaları, höyük yükseltisinin
baraj suyundan etkilendiği doğu yamaçlarındaki basamaklı plankarelerde yapılmış,
bu kazılarda Orta Çağ, Roma Dönemi, Helenistik Çağ, Geç Demir Çağı, Orta Demir
Çağı, Geç Tunç Çağı, Orta Tunç Çağı ve Erken Tunç Çağı tabakaları açığa
çıkartılarak incelenmiştir. 10x10 metre boyutlarındaki 17 plankarede yapılan ve
yerleşim stratigrafisini ortaya koymayı amaçlayan kazılarda, Orta Çağ’a
tarihlenen iki evreli bir nekropol alanı ile Erken Tunç Çağı’ndan Roma
Dönemi’ne kadar uzanan 8 tabakaya ait mimari kalıntılar, açığa çıkartılarak
incelenmiştir.
İki evreli Orta
Çağ nekropolünde yüzden fazla taş sanduka ve basit toprak mezar gün yüzüne
çıkartılmış, mezarlardaki antropolojik bulgular, Sevgi Tuğçe Göktürk tarafından
doktora tezi olarak hazırlanmıştır. Kazılarda höyük yükseltisinin üst kısımlarında Geç Tunç Çağı (MÖ
1600-1200), Orta Tunç Çağı (MÖ 2000-1600) ve Erken Tunç Çağı III-IV (MÖ
2500-2000) tabakalarının özellikle Demir Çağı yerleşimleri tarafından büyük
ölçüde tahrip edilmiş olduğu anlaşılmıştır. Daha altta yer alan Erken Tunç Çağı
I-II’ye (MÖ 3000-2500) tarihlenen ve 4 yapı katı ile temsil edilen, MÖ III. binyılın
ilk yarısına ait tabakalar ise nispeten iyi korunmuştur. Erken Tunç Çağı
tabakasındaki çok sayıda yapı katı, bölgedeki Gedikli-Karahöyük’ten bilinen bir
özelliktir. Bu tabakada çok mekânlı dikdörtgen yapılar üst üste, genellikle
aynı duvarlar üzerine benzer planda yeniden inşa edilmiştir. Taş duvarlardaki
çökme ve deformasyonlar, bazı yapı katlarının deprem sonucu yıkılmış
olabileceğini göstermiştir. Benzer deprem bulguları, Roma Dönemi ve Helenistik
Çağ tabakalarında da tespit edilmiştir.
Erken Tunç Çağı I-II yapı
katlarında en dikkat çekici bulgulardan biri, yerleşim içine gömülen çömlek,
basit toprak, taş sanduka ve yuvarlak taş örgülü mezarlardır. Bu mezarlara
çoğunlukla fetüs, bebek ve çocuklar gömülürken, yetişkinlere ait az sayıda mezar
da mevcuttur. Mezarlar çoğunlukla temel duvarlarına bitişik olarak evlerin tabanları
altına ya da evler arasındaki boşluklara yerleştirilmiştir. Basit toprak ve taş
sanduka mezarların üzeri ise geniş sal taşları ile kapatılmıştır. Basit toprak mezarlar,
tümüyle ya da kısmen taşla çevrelenmiş olabilmektedir. Ölüler büzülmüş fetüs
pozisyonunda yan yatırılmıştır (hoker pozisyonu). Mezarlar, eşya bakımından
genellikle fakir olup çoğu mezarda mezar kabı dışında herhangi bir buluntuya
rastlanmamıştır. Bazı mezarlarda çok az boncuk ve bronz iğne gibi süs eşyaları
ile genellikle mezar çömleği dışına bırakılan yalın basit ve portakal rengi
seramik türlerinde az sayıda kap ele geçmiştir. Farklı olarak T11 plankaresinde
4,80 metre uzunluğunda, 3,5 metre genişliğinde ve 1,65 metre yüksekliğinde,
yaklaşık dikdörtgen planlı bir oda mezar açığa çıkartılmıştır. Taş örgülü
duvarlara sahip mezar odasının üzeri geniş iki sal taşı ile kapatılmıştır. 12
bireyin gömüldüğü oda mezarda taştan çeşitli süs eşyaları, kırık durumda pişmiş
toprak kaplar ve az sayıda bronz iğne ele geçmiştir.
Anahtar Kelimeler
Kaynakça
Engin, At. (2023). Gaziantep’in önemli bir arkeolojik potansiyeli:
İslahiye-Nurdağı havzası ve arkeolojik araştırmalar. Gaziantep Bellek Dergisi, 1, 54-69.
Engin, A., Alparslan,
M., Özdemir,
E., Doruk
Engin, Ş., Kişniş, D. B. (2022). 2019-2020 yılı Yesemek Heykel
Atölyesi ve İslahiye-Nurdağı yüzey araştırması sonuçları. GAÜN Sosyal Bilimler Dergisi, 21(4), 1846-1879.
Engin, A., Çomak, Ö.,
Kişniş, D. B. (2023). Hamaç Höyük kurtarma kazıları 2021. 42. Kazı Sonuçları
Toplantısı, 1, 195–214.
Engin, A., Çomak, Ö.,
Özdemir, E. (2024). Hamaç Höyük kurtarma kazıları 2022. 43. Kazı Sonuçları
Toplantısı, 4, 237–256.
Göktürk, S. T. (2024). Gaziantep/Tahtaköprü
Barajı kurtarma kazılarından ele geçen iskeletlerin dental analizi [Doktora
tezi], Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.