CAHİT TANYOL

Yazar: ERKAN ÇAV

Gaziantepli şair, öğretmen, felsefeci, sosyolog ve akademisyen. (1914, Nizip/Gaziantep - 2020, İstanbul)

Bu madde 144 defa ziyaret edilmiştir.

Cahit Tanyol, I. Dünya Savaşı’nın başladığı 1914 yılında Nizip’te doğar. Babası I. Dünya Savaşı’nda orduda görev yaparken şehit olur. Annesi ve dedesinin gözetiminde büyür. Osmanlı’nın yıkılış ve Cumhuriyet’in yeni bir devlet olarak kuruluş sancılarına denk gelen çocukluğu kolay geçmemiştir. 1918’deki Sevr Anlaşması sonrasında Ayıntap’ı, Nizip’i işgal eden Fransız askerlerinin gölgesinde bir çocukluk yaşar. Nihayet Millî Mücadele’nin ardından kurulan yeni devletin ilk yıllarında eski ismi Ertuğrul Numune Mektebi yeni ismiyle Nizip Cumhuriyet İlkokulunda ilköğrenimini tamamlar. Adana Erkek Muallim Mektebini (1926-1931), Gazi Orta Muallim Mektebi ve Terbiye Enstitüsünü (1931-1935) ve İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümünü (1940-1945) bitirir. Hemen akabinde aynı bölümde asistan olarak göreve başlar. 1931 yılında birkaç ay, ancak 1935-1945 yılları arasında on yıl öğretmenlik yapar. Hasan Âli Yücel, Ahmet Hamdi Tanpınar, İsmail Hakkı Tonguç, İbrahim Necmi Dilmen, Halil Fikret Kanat, Cevat Memduh Altar, Halil Bedi Yönetken, Sabri Esat Siyavuşgil ve Sadi Irmak gibi isimler, Gazi Eğitim Enstitüsünde hocaları olur. Hilmi Ziya Ülken’in daveti ile İstanbul’a gelir ve üniversiteye girer. 1945-1982 yılları arasındaki tüm akademik hayatını İstanbul Üniversitesinde geçirir. 1949’da doktorasını bitirir, 1952’de doçentliğini ve 1962’de profesörlüğünü alır. 1982’de emekli olduktan yaklaşık on yıl sonra tekrar aktif öğretmenliğe başlar ve 1991-2003 yılları arasında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sosyoloji Bölümünde yüksek lisans ve doktora dersleri verir. Türk Folklor Derneği, Muallimler Birliği, Darüşşafaka, Hür Fikirleri Yayma Cemiyeti, Yahya Kemal’i Sevenler Derneği, Türk-İngiliz Kültür Cemiyeti, Sosyoloji Cemiyeti, Türk Sosyoloji Derneği, Edebiyatçılar Derneği, Sosyalist Kültür Derneği, Türkiye Yazarlar Sendikası, Turing Kulübü, 27 Mayıs Derneği ve bunların dışında birçok derneğin kurucusu ve üyesi olur.

Yazmanın ilk heyecanını Adana Erkek Muallim Mektebinde duyar. Duvar gazetesinde çeşitli yazılar yazar. Grigoriy Petrov’un Mefkureci Muallim piyesinin uyarlamasını yapar. Piyes, Adana’daki okullarda oynanır. İlk şiirleri, 1928 yılında Harf İnkılabı’ndan hemen önce “Gurup” ve “Taşbaş’ta Akşam” isimleriyle Adana Mıntıkası Maarif Mecmuası’nda Arap harfleriyle çıkar. 1939 yılında birçok yazısı ve şiiriyle edebiyat ve fikir dergisi Aramak’ı İzmir’de 16 sayı, İstanbul’a geldikten sonra ise bir sayı daha olmak üzere toplam 17 sayı çıkartır. Aramak, edebiyat ve düşünce çevrelerinde geniş yankı bulur. Başta Nurullah Ataç olmak üzere birçok önde gelen edebiyatçı tarafından ilgiyle karşılanır. Aramak dergisinden sonra Yenilik, Değirmen ve Akademi dergilerini çıkarır. 1960’lara değin Varlık, Türk Folklor Araştırmaları, Küçük Dergi, Hisar, Dünya ve Türkiye, İstanbul Edebiyat ve Sanat, İstanbul, Siyasi İlimler Mecmuası, Yonca, Türk Dili, Türk Yurdu ve Türk Düşüncesi; 1960’larda Varlık ve Türk Folklor Araştırmaları, Yeni İnsan, Cem, Yelken dergilerinde; 1970’lerde Çalışan Adam, Musiki Mecmuası, Özgür İnsan; 1980’lerde Yazko Edebiyat, Yazko Somut, Hürriyet Gösteri; 1990-2000’lerde E Dergisi, Kızıldeli, Bilim ve Ütopya, Kaşgar, Hakimiyet-i Milliye, Kaçak ve Hece gibi dergilerde yazılar yazar ve röportajlar verir. İlk gazete yazıları, Vatan ve Son Telgraf’ta çıkar. 1940’lı ve 50’li yıllarda Yeni Sabah, Cumhuriyet ve Havadis; 1960-70’lerde Milliyet, Akşam, Yeni İstanbul; 1980’lerde Güneş; 1990’larda Pazar Postası gazetelerinde yazar. Millî Gazete ve Yeni Nesil gibi gazetelere röportajları olur.

Cahit Tanyol’un üniversitede verdiği dersler, onun düşünce dünyasının ufkunu ve çalışmalarının genişliğini vermesi bakımından dikkat çekicidir. 37 yıllık görev süresince İstanbul Üniversitesinde Âdetler İlmi, Ahlak Terbiyesi, Ana Sosyoloji Eserleri, Dinî Hayatın İktisadi Teşekkülleri, Dinî Hayatın İptidai Şekilleri, Dinî Sosyoloji (Din Sosyolojisi), Elemanter Sosyoloji, Endüstri Sosyolojisi, Eski Türkçe Metinler (Osmanlı Türkçesi), Eski Yazıya Giriş, Günümüz Sanat Problemleri, İçtimai Ahlak, İslam Felsefesi, Köy Sosyolojisi, Levy-Bruhl’e Göre Âdetler, Örf ve Âdet Araştırmaları, Örf ve Âdetler Sosyolojisi, Sanat Sosyolojisi, Sanat ve Cemiyet, Sosyal Ahlak, Sosyal Doktrinler, Sosyal Problemler, Sosyal Teoriler Tarihi, Sosyoloji Tarihi, Sosyolojik Metinler, Sosyolojinin Ana Kavramları, Sosyolojiye Giriş, Tarihte Doğu-Batı Sorunu, Tecrübi Sosyoloji, Tefekkür Tarihi Seminerleri, Türk Sosyologları ve Eserleri, Türk Toplum Tarihi, Türkiye Sosyolojisi, Türkiye’de Sosyoloji Akımları, Türkiye’de Sosyoloji Problemleri derslerini; yine emekli olana değin Bursa Uludağ Üniversitesinde Sosyal Çevre ve İnsan, Medikal Sosyoloji derslerini verir. Gazetecilik Yüksek Okulunda ve Yüksek Öğretmen Okulu Eğitim Enstitüsünde çeşitli sosyal bilim derslerini; emekli olduktan sonra ise 1991 ile 2003 yılları arasında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesinde Sosyolojide Düşünce Analizi, İslam ve Çağdaşlaşma, Selçuklu ve Osmanlı Toplum Yapısı ve İnsan ve Ulus Hakları ve Koruması isimli dersleri verir.

Doktora ve doçentlik tezlerinde incelediği konuları, 1954’te Sanat ve Ahlak başlıklı ilk kitabı olarak yayımlar. 1960 yılında Sosyal Ahlak: Laik Ahlaka Giriş basılır. Bu ilk iki kitap, Tanyol’un sosyoloji alanına ilişkin oluşturacağı yaklaşımlarının temellerini barındırır. Bu kitaplar, üniversitede ders kitabı olarak okutulur. İslami bir geleneği, Marksist bir okuma ile yorumlama çabasının ürünü olan, 1950’lerde başladığında tarihsel arka planı ile epik bir destana ulaşmayı amaçlayan, 1960 sonrasında Marksist bir eğilimle yön verdiği için ideolojik olarak eklektik bir yapı gösteren, Osmanlı Devleti’nin kuruluşunu ve İstanbul’un Fethi’ni ele alan ve böylece “dinî-metafizik kurucu devlet felsefesini” işleyen Kuruluş ve Fetih Destanı 1969’da; laik ahlaka dayalı birey, toplum ve devlet tasarımını genişleten ve radyo konuşmalarından oluşan Sosyolojik Açıdan Din Ahlak Laiklik ve Politika Üzerine Diyaloglar kitabı 1970’te basılır. 1980’li yıllarda “Atatürk’ün Doğumunun 100. Yılı Dizisi” kapsamında Türkiye İş Bankası Yayınları tarafından basılmaya başlanan kitap serisinde aynı konuda daha önce yayımladığı çeşitli makaleleri de içeren Atatürk ve Halkçılık (1981); devamında Yahya Kemal üzerine yazdığı makalelerin ve Yahya Kemal’in ona tutturduğu özel notların/anıların düzenlemesinden oluşan Türk Edebiyatında Yahya Kemal (1985); daha önce yayımlanmış çeşitli makaleleri de içeren Laiklik ve İrtica (1989) ve gazetelerde seri hâlde çıkmış makalelerin toplamı ve buradaki görüşlerinin genişletilmiş hâlinden oluşan Çankaya Dramı: Silahlı Ordu/Silahsız Ordu (1990) kitapları çıkar. 1990’larda ilk defa şiirlerini kitaplaştıracağı Son Liman (1992); yayımlandığı yıllara göre konuya bakışta özgün nitelikleri olan ve özünde “Türkler ile Kürtlerin birliğine” yapılan vurgu ile Ziya Gökalp’ın yaklaşımlarına dayanan çalışması Türkler ile Kürtler (1993); Schopenhauer’un görüşlerinin incelemesinden oluşan 1945 yılında Von Aster’den aldığı bitirme tezi Schopenhauer’da Ahlak Felsefesi (1998); 28 Şubat 1997 Darbesi’nin öncesinin ve sonrasının sıcak günlerinde yazdığı yazılarını da içeren Neden Türban: Şeriat ve İrtica (1999) kitapları yayımlanır.

2000’li yıllarda, Kuruluş ve Fetih Destanı ile Son Liman kitaplarının birleşimi yanında yeni ve yayımlanmamış şiirlerini de içeren toplu şiir kitabı Düş Yorgunu (2001); ilk temellerini 1956 yılında ortaya koyduğu “partisiz parlamento” fikrini teorik çerçevede ele alarak bu görüşünü devlet felsefesiyle birleştirdiği ve “rüya” bölümünde tarihî ve önemli kişiliklerin ağzından verdiği görüşlerle Cumhuriyet’in günümüze ilişkin bir eleştirisini sunduğu Hoca Kadri Efendi’nin Parlamentosu (2003) ve gençlik yıllarını yansıtan otobiyografik romanı O Zaten Yoktu (2007) kitaplarını yayımlar. 2010’lu yıllarda ise yayımlanmamış notlarından, eski kitaplarının yeni baskısından ve makalelerin derlenmesinden oluşan kitaplar yayımlar. 2012’de eşkıyalık yaparken Millî Mücadele’ye katılan Kahraman Mamato’nun hikâyesini kendisiyle yaptığı görüşmelerden aktardığı Mamato: Bir Milli Mücadele Öyküsü Eşkıyalıktan Çete Reisliğine kitabı yayımlanır. Daha önce yayımlanmış makalelerinden derlenen kitapları Sancılı Toprak 2014’te; öğrencisi olduğu, tanıştığı, dost olduğu ve incelediği isimlerden oluşan Düşünce Dünyamın Konukları; İngiltere’nin devlet ve toplum yapısını ele aldığı yazılarından oluşan Türünde Tek Devlet İngiltere ve edebiyat makalelerinden oluşan Edebiyat Yazıları 2015’te yayımlanır. Osmanlı Devleti’nin son döneminden bugüne öne çıkan şahsiyetlerin konuştuğu genişletilmiş hâliyle Ahirette Bir Açıkoturum, 1956-1957 yılında Havadis gazetesinde basılan yazılarından oluşan Dost Gözü, 2003 yılında ilk baskısını yapan Hoca Kadri Efendi’nin Partisiz Parlamentosu’nun 2. baskısı, İstanbul Üniversitesinde aldığı felsefe eğitimi sırasında tuttuğu notlardan oluşan Hocam Ernst von Aster’in Penceresinden 16. ve 17. Yüzyıl İngiliz Felsefe Dünyasına Bakmak, O Zaten Yoktu otobiyografik romanının 2. baskısı, çoğunluğu son yıllarda yazdığı yeni şiirlerden oluşan Limana Dönseydi Gemi ile din ve sosyalizm alanında yazdığı yazılardan oluşan İslâmiyet ve Sosyalizm kitapları 2016 yılında yayımlanır. 2017 yılında ise 1961 yılında Sosyoloji Dergisi’nde yayımlanan Peşke Binamlısı Köyü makalesinin ilk kitap hâli ve Laiklik ve İrtica kitabının 3. baskısı basılır. Bu kitaplarda daha önce dile getirdiği düşüncelerinin farklı boyutları yer alır. Ancak bunları aşan yeni bakış açıları geliştirmez.

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü’nde Ziya Gökalp, Hilmi Ziya Ülken ve Nurettin Şazi Kösemihal ile Batı merkezli bir seyir izleyen sosyolojide, 1960’lı yıllarda “Türkiye Sosyolojisi” anlayışını öne çıkartarak dersleriyle, konuşmalarıyla, kitaplarıyla, yazılarıyla ve yaptırdığı doktora tezleriyle bu yönde Türk sosyolojisinin ilerlemesini sağlar. Düşünceleri ve faaliyetleri ile “Türkiye Sosyolojisi” yaklaşımının kurucusu olur. Bugün “yerli” ve “millî” sosyolojiden bahsedebiliyorsak bunu temellerinden bir tanesini, Cahit Tanyol atmıştır. O, bu toprakların özünden beslenen bir sosyoloji bakışı geliştirir. Bu bağlamda sosyolojinin Osmanlı-Türkiye çizgisindeki kurucuları olarak Tarih-i Cevdet’i yazan ve Mecelle’nin mimarı olan devlet adamı Ahmet Cevdet Paşa’yı (1822-1895) ve Tarih-i Umumi’yi (Genel Dünya Tarihi) yazan Mizancı Murat’ı (1854-1917) görür.

1960’lara değin hocası Hilmi Ziya Ülken’in görüşlerini de alan, temelde Ziya Gökalp ve Prens Sabahattin sosyolojilerini benimser, Durkheim sosyolojisi ile ünsiyet kurar. 1950’lerde dünyada etkili olduğu gibi Türk sosyolojisinde de etkili olmaya başlayan Amerikan sosyolojisine bağlı olarak İstanbul Sosyoloji Geleneği içindeki ilk köy monografisini Hilmi Ziya Ülken ve Nurettin Şazi Kösemihal ile birlikte yapar. Hazırladığı diğer köy monografileri ile bu sürecin başlıca devamcısı olur. 1960’lara değin içsel manada dinî ve metafizik duyguları benimseyen, liberal, muhafazakâr ancak yeniliğe açık, çekingen taraflarıyla birlikte demokrasiye, toplum değerlerinin ifadesine, temsiline ve toplumsal örgütlenmelerinin gerekliliğine inanan, ilk yıllarında milliyetçilik duygusu ağır basan şair, edebiyatçı, felsefeci ve sosyolog bir aydın kimliği taşır. Bununla birlikte 1960’larda, 27 Mayıs 1960 Darbesi’nin de etkisiyle daha merkeziyetçi bir yönetim anlayışını ve daha makro ve bütüncül bir sosyolojiyi savunmaya başlar.

Her durumda, değişen düşüncelerine rağmen Cahit Tanyol, yerli düşünceyi ve yerli sosyolojiyi temsil eder. 1960’larda “Türkiye Sosyolojisi” isimli dersi vermesinin arka planında, bu ülkeden dünyaya bakan yerli fikir insanları ve düşünceleri yer alır. Bu düşüncesini oluşturan hayatında yer bulan başlıca isimler şöyle sıralanabilir: 1926-1931 yılları arasında dersine giren Adana Erkek Muallim Mektebindeki hocası millî ve dinî şiirleriyle tanınan Arif Nihat Asya (1904-1975); Ankara Gazi Eğitim Enstitüsünde 1931-1935 yılları arasında hocası olan Batı ile İslam medeniyeti arasında bir nevi dram yaşayan bireye ve topluma odaklanan Ahmet Hamdi Tanpınar (1901-1962); 1943-1958 yılları arasında usta-çırak ilişkisi içinde yakınlık kurduğu millî ve dinî yönleri güçlü şiirleri ile Cumhuriyet’in önemli şairlerinden Yahya Kemal Beyatlı (1884-1958); 1960’lı yıllarda fikren büyük yakınlık duyduğu Osmanlı’yı âdeta yeniden tanımayı sağlayan eserlerin sahibi Kemal Tahir (1910-1973) ve bu yıllarda İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü’nde ders veren, Batı’yı iyi bilen ve bu bilgisini Doğu/İslam medeniyeti ve Anadolu irfanı ile birleştirmeye yönelen Cemil Meriç (1916-1987), yerli düşünceyi ve sosyolojiyi geliştirmesinde Cahit Tanyol’a katkı sağlayan, faydalandığı, ilham aldığı farklı dönemlerde bir arada olduğu fikir insanları ve düşünce kaynakları olur.

1960’larda bu fikir insanlarının düşüncelerini, en yoğun biçimde, her ikisine de zaman zaman yakınlık duyduğu Ziya Gökalp ve Prens Sabahattin sosyolojileri ile birleştirir ve bu dönem Pragmatik Marksist bir yaklaşımla ilerler. İslam sosyalizminin olabilirliğini araştırır. Kemalizm ile sosyalizmi de birleştirmeye çalışır. 1970’lerde “yerli sosyoloji” konusunda önemli açılımlar yaparken 1970’lerin terör ortamında ise zirve yapan şekilde daha otoriter ve merkezî, partisiz parlamento gibi çözüm önerileri olan güçlü yönetim anlayışını ve bunu sağlayacak sosyolojiyi dile getirir. 1980’lerde yoğun Kemalizm ve demokrasi eleştirisi yapar. Turgut Özal’la birlikte gelen ve dünya kapitalist sistemine eklemlenme süreci olan liberalleşme politikalarını olumsuz değerlendirir. Liberalleşme sürecinde artan köyden şehre göç ve göçün devamı olan şehirlerin İslamlaşması sürecini yakından ele alır. Batılılaşmayı mevcut görünümleri ile değerlendirir. 1990’larda SSCB’nin 1989-1991 yılları arasındaki sancılı yıkılışı ile başlayan süreçte dünya sistemindeki uygulama dayanaklarından yoksun kalan sosyalizmin, düşüncelerinde kalan mevcut etkilerinden uzaklaşarak “ulusal sol” bir noktaya düşen “Kemalist sol” bir yaklaşım geliştirir. Bu yıllarda yoğunlaşan ve Tanyol’a göre devletin varlığına tehdit algısı oluşturan irtica, Kürt, Alevi-Sünni meselelerini ele alır. 2000’lerde AK Parti’ye karşı önce zıt, dirençli, hatta “ordu göreve” düşüncesine yakındır. Ancak 2010’lardan itibaren iç ve dış olaylarla yaşanan gelişmeler karşısında ideolojik olarak uyuşmadığı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan şahsında “devlet adamı” olgusu ile “devletin bekası” bütünlüğünde “devletçi” bir yaklaşımı tümüyle merkeze oturtur ve savunur. Yaşanan siyasal gelişmeleri, küresel dinamikler ekseninde “devletin varlığı, birliği ve bütünlüğü” boyutunda değerlendirir.

Cahit Tanyol, ömrü boyunca, faydalanmakla birlikte “kökü dışarıda” olarak tarif ettiği hiçbir ideolojiyi ve teoriyi aynen almamış; düşünceleri kendi yaklaşımıyla “biz” odağında dönüştürmeye yönelmiştir. Cumhuriyet’le birlikte giderek artan Batı karşısındaki “aşağılık” duygusuna ve “Batı taklitçiliği” süreçlerine karşı gelmiştir. Sadece Cumhuriyet tarihini esas alan anlayışa, hatta sadece İslam öncesini temel yapmak isteyen tarih anlayışına da karşı çıkarak bin yıllık Selçuklu-Osmanlı-Türkiye tarihini esas alır. Bu anlayış, Anadolu’nun tarihini, kimliğini, kültürünü ve medeniyetini önceleyen ve kendi değerlerini “yok saymayan” bir sosyoloji anlayışıdır. Türkiye’yi Batı’dan değil, buradan, toprağından, ülkesinden, kendini merkeze alarak değerlendirir. Başka bir ifadeyle, dünyaya Batı’dan değil, Türkiye’den bakar. Merkezi, Türkiye’dir. Bu anlamda, güçlü bir “yerli sosyoloji” temsilcisidir.

Emperyalizme, sömürgeciliğe ve istilaya karşı durmuştur. Osmanlı’nın yıkılışını bütün yönleriyle, çocukluğunda neredeyse fiziken katliamlara direnerek öğrenmiş bir birey olarak “vatansever” olmuş; vatanseverliği her koşulda ve şartta öne sürmüş; bir nevi “Söz konusu vatansa gerisi teferruattır” bağlamında ülkesine ve toplumuna bakmıştır. Bu sebeple sosyoloji yaklaşımında, “Önce devlet, sonra toplum.”, “Devlet her şeydir.”, “Devlet olmazsa toplum diye bir şey olmaz.” gibi argümanlar öne çıkar. Cahit Tanyol, “devlet-i ebed müddet” ilkesini ve “devletin bekası” felsefesini düşüncesinde içselleştirmiş, ömrü boyunca savunmuştur.

106 yıllık bir ömrün 80 yılında aktif bir şekilde düşünce ve yazın hayatında olan bir aydının, Türkiye gibi imparatorluk sonrasında yeniden inşa edilmiş bir ülkede düşünsel değişimler, dönüşümler ve kırılmalar yaşaması kaçınılmazdır. Cahit Tanyol’un öznel düşünce tarihinin Türkiye tarihinin toplumsal, siyasal, kültürel ve düşünsel yönleri ile örtüşen, çakışan, kesişen veya ayrışan yönleri; farklı bir sosyoloji ve düşünce tarihini, bireysel bir yaşam deneyimi içinden tasarlamak, yorumlamak ve farklı boyutlarıyla anlamak için zengin ve güçlü olanaklar sunar. Cahit Tanyol aldığı eğitimler, ilgilendiği ve yöneldiği konular, yaptığı üniversite görevi, yazın çevrelerinde ve entelektüel hayatta uzun yıllar yer alması sebebiyle izleyeni, aktörü ve etkileyeni olarak tamamına bugüne değin tanıklık ettiği Türkiye’nin modernleşmesinde çeşitli fonksiyonlar üstlenen aydın tipinin bir örneğidir. Çalışmalarında Cumhuriyet’in modernleşmesinin önündeki engellere veya eğilimlere, özellikle laik/anti-laik ekseninde şekillenen din bağlamında yapılaşmış farklılıkları ve yaklaşımları aşmak için fikirler üretme arayışında olur.

1914 doğumlu Cahit Tanyol, 1914 yılında Darülfünun’da derslerin kurumsal bir şekilde başlamasıyla kuruluşu kabul edilen dünyanın ilk birkaç sosyoloji kürsüsünden biri ile yaşıt, aynı kürsüde 37 yıl kesintisiz hizmet vermiş; şair, öğretmen, felsefeci, sosyolog, binlerce sayfayı bulan 1400’ün üstünde makale ve 20’yi aşan kitap ile 106 yıla sığan verimli bir ömür yaşamıştır. Bütün olarak bakıldığında hangi düşünceyi ve yaklaşımı benimserse benimsesin Cahit Tanyol için öncelikli olan olgu, benimsediği düşüncenin bu toprakların tarihsel birikiminden gelen kendi düşünce dünyası ile bağ kurabilmesidir. Bu açıdan her durumda, süreçte, koşulda ve değişimde Cahit Tanyol, düşüncesinin “yerli” özelliğini korumayı başarmıştır. Yaklaşımları, önerileri ve çözümleri, her zaman tam isabetli ve geçerli olmamış olabilir, ama bir nokta vardır ki bu hiçbir zaman unutulmamalıdır: Cahit Tanyol, yaklaşımlarını, yorumlarını, önerilerini ve çözümlerini her şartta Anadolu’dan, Türkiye’den dünyaya bakan bir gözle yapmaya öncelik vermiştir. Türkiye’de “Kendimizi inkâr etmeyen”, “Biz kimiz” sorusunu tarihinden kopuk cevaplamayan, toplumun “değerleri” ile çatışmayı amaç edinmeyen bir “yerli düşünce” çizgisinden bahsedilecek olursa kuşkusuz bunun temsilcilerinden biri de her zaman Cahit Tanyol olacaktır.

Prof. Dr. Cahit Tanyol, 11 Ağustos 2020 tarihinde, İstanbul’da, Moda’daki evinde öğlen saatlerinde vefat etti. 1914 yılında başlayıp 2020 yılında tamamlanan 106 yıllık ömrü edebiyat, felsefe ve sosyoloji hocalığı ile geçen, Cumhuriyet tarihinin tüm çalkantılı dönemlerine başından itibaren şahitlik eden, değişen ve dönüşen, değiştiren ve dönüştüren, Cumhuriyet modernleşmesinin fikrî takipçisi ve biçimlendiricisi isimlerinden biri oldu.

Kaynakça

Çav, E. (2011). Dramın Aydını Cahit Tanyol: Şair-Öğretmen-Felsefeci-Sosyolog. Kesit Yayınları.

Çav, E. (2016). Cahit Tanyol’un düşünce hayatı ve Türkiye sosyolojisindeki yeri. Sosyologca, 11-12, 259-275.

Çav, E. (2018). İki sosyoloji akımının temsilcisi Cahit Tanyol ile Şerif Mardin’in eğitimleri, çalışma hayatları, eserleri ve sosyal bilime katkıları üzerine karşılaştırmalı bir inceleme. Çekmece 6, 12, 29-62.

Çav, E. (2020). Prof. Dr. Cahit Tanyol’un düşünce dünyasındaki yeri. Kutadgubilig, Sayı 42, 161-169.