ABDÜLAZİZ BELLİ (ÇOLAK HAFIZ, KOLSUZ HAFIZ)

Yazar: ERGÜN ÖZUSLU

Gaziantep’te, halk arasında Çolak Hafız veya Kolsuz Hafız diye tanınan, meşhur ve güzel sesli hafız. (Şanlıurfa 1885 – Kahramanmaraş 1961)

Bu madde 19 defa ziyaret edilmiştir.

Diyarbakır’dan Hocazade isminde bir aileye mensup olan Abdülaziz Efendi, torunu Rezzan Akdoğan’dan alınan bilgiye göre, 1885 yılında Urfa’da doğmuştur. Babası Çemişgezekli Salih Şevki Efendi, annesi Fatma Pembe Hanım’dır. Rıfat ve Feride isimli iki kardeşi vardır. Babası vefat edince yetim kalmış, kendisini Şanlıurfa’da Hacıkaralar soyadı taşıyan başka bir aile büyütmüştür.

Fatma Pembe Hanım 1864 yılında doğmuş, 1942 yılında vefat etmiştir. Arpaeminizade ailesinden Çöl Alaybeyi namı ile bilinen Miralay Mahmut Hilmi Bey ve Çemişgezek Venk Köyü Alaybeyi ailesinden Germili köyünden Ayşe Hanım (1839-1927)’ın kızıdır. Mahmut Hilmi Bey aslen Çemişgezekli olup Mardin’de Jandarma Alay Komutanlığı yapmıştır. Bu nedenle Mardin’de Alaybeyi diye tanınmıştır. Fatma Pembe Hanım’ın kardeşi Mehmet Sait Kıymaz (1874-1965), 1908 Osmanlı Meclis-i Mebusanı’ndan Mardin mebusu, sonra Gevye, Söğüt, İnegöl, Ilgın, Karaman kaymakamlıkları, Tokat ve Trabzon valiliği yapmıştır. Fatma Pembe Hanım, eşi Salih Şevki Efendi’nin vefatı üzerine Mardinli Abdurrahman Milli ile evlenmiş bu evliliğinden üç oğlu olmuştur.

Abdülaziz Belli, 10-11 yaşlarında arkadaşları ile oynarken Mehmet Paşa Camii bahçesinde havuza düşmüş ve kolu kırılmış, kolu iyi bağlanmadığından kangren olmuş ve bilekten kesilmiş, kangren yine devam edince bu defa omuz ile dirsek arasından tekrar kesilmiştir. İşte bundan dolayı halk arasında, Kolsuz (Çolak) Hafız diye anılmıştır. Oğlu Abdülmecit Belli’nin anlattığına göre, “Hâfız, kendisine Çolak Hafız denmesinden hoşlanmazmış. Çünkü çolak eli olmayana denir. Önce eli, sonra da dirsekten yukarı kolu kesilmiş. Babam kendisine ‘Kolsuz Hafız’ denmesini severdi.” demiştir.

Hafız Abdülaziz Efendi, aslen Diyarbakırlı olmakla beraber daha çok Gaziantep’te yaşamıştır. Bu sebeple Gaziantep’te tanınmıştır. Hâfız H 1325 yılında Ayıntap’a yerleşmiş ve 10-15 yıl bu şehirde kalmıştır. Ayıntap’ta Hacı Nasır Camii’nde göreve başlamış; hizmeti süresince çok derin bir sevgi ve saygı görmüştür. Urfa’da Emine Hanım ile evlenmiş daha sonra boşanmıştır. Boşandığı bu eşinden Hafız Şevki Gürses (? - 1999) isimli bir oğlu olmuştur. İkinci eşi ise Makbule Hanım’dır. Makbule Hanım Ayıntaplı meşhur Küçük Hafız Mustafa Efendi’nin oğlu Hacı Nuh Efendi’nin kızıdır. Bu evliliğinden Bedriye (Ünalan), Abdülhamit, Lütfiye (Akıncı) ve Abdülmecit isimli dört çocuğu olmuştur.                             

Kolsuz Hafız, Kur’an-ı Kerim’i Şekercizade Osman Efendi’den tahsil etmiştir. Musikide üstatları Urfalı Cürre Mehemet (Muhammet) ve Hacı İbiş’tir. Abdülaziz Efendi hem olağanüstü etkili bir sese sahiptir hem de usul ve makama aşinadır. En sevdiği makamların segâh ve uşşak olduğu bilinmektedir. Şakir Sabri Yener, samimi dostu olan Hafız Abdülaziz Efendi’nin kendisine Kur’an okumayı öğrettiğini, “Artık sen, ben oldun.” diye iltifat ettiğini, birlikte mevlitlere gittiklerini ve mevlit sonunda aşr-ı şerifleri kendisine okuttuğunu belirtmekte; onun neşeli, eski deyimle “ehl-i dil” bir insan olduğunu ifade etmektedir. Abdülaziz Efendi, ilkbahar mevsimini çok sevmekte, o mevsim için “Âşıkın aşkını, fasıkın fıskını artıran mevsim” diye nitelemektedir. Yanında Kur’an talimi yapan Sabri Güzelbeyoğlu tarafından Hafız Efendi’ye yazılan methiye şöyledir:

Hoşgeldiniz ey ayeti Kur’an-ı terakki

Takdir ediyor şanını cüzhan-ı terakki

 

Teşrifin ile semtimiz ey şeyh-i kurra

Mest eyledi vicdanımı elhan-ı terakki

 

Tarih-i güher geldi üç aylar gecesinde

Tebrik ediyor surunu gübban-ı terakki

 

Hasip Dürrî Efendi de bu şiiri görmüş ve nazire niteliğinde şu şiiri yazmıştır:

 

Seyrab edeli âlemi baran-ı terakki

Çok neşvünema buldu nihalan-ı terakki

 

Çâk etti giriban-ı hicabı nice gonca

Oldu ferahından gülü handan-ı terakki

 

Ezcümle heveskâr-ı hüner Sabri Efendi

Nazmın beğenir nüktesin asan-ı terakki

 

Asarı güzel, huyu güzel ceddi Güzelbey

Olsun bu mahasin ona mizan-ı terakki

 

Çok ilm-i hüner neşrine Hak ede mevfur

Olsun eseri reşk-i ediban-ı terakki

 

Abdülaziz Efendi, Ayıntap’ta yerleşip evlendikten sonra bir ara Urfa’ya gitmiş, Ayıntap müdafaasından hemen sonraya denk gelen bir tarihten sonra geri dönmüştür. Şakir Sabri Yener bu dönüş sebebiyle şu şiiri yazmıştır:

 

Üstad-ı Muhterem Hafız Abdülaziz Efendi’ye

HOŞGELDİNİZ!...

Arz eyliyorum memleketim namına kendim

Tevkir ile terkim ile “Hoş geldin efendim!”

 

Belliydi ki, sevdalı gönüller emeliydin

Hafız bizi bir sene bekletmemeliydin

 

Dil hastaların, hicrile hep yandı mı? Yandı…

Biçarelerin derdini çekmekten usandı

 

Bak memleketin hâline pek çok yaramaz var

Hâlâ şühedanın o sıcak kanları damlar

 

Coşturmalısın bizleri sen, hep yeni baştan

Ses gelmeli, dağdan, ovadan, taştan, ağaçtan!..

 

Gittin gideli hep duyarım fevk-i serimden

“Çek hançeri Allah için olsun ciğerimden”

 

Vaktında yetiştin? Bizi, gel bizleri dinlet!...

Gel âlem-i ervahı da eşbahı da inlet!...

 

Gel ağlaşalım bir gül için köhne baharda

“Yad et ki sevmiştik ilahi Adalarda.”

Ayıntap Rüştiye Mektebi, 30 Eylül 1339

 

18 Ağustos 1961 tarihinde vefat eden Hafız Abdülaziz Efendi’nin mezarı Kahramanmaraş’ta, eşi Makbule Hanım’ın mezarı ise Gaziantep’te bulunmaktadır. 

Kaynakça

Güzelbey, C.C. (1990). Gaziantep evliyaları. Gaziantep: İslami Hizmetler Vakfı Yayınları.

Güzelhan, M. (1959). Nuri Pazarbaşı Eytam Mektebi küşad merasimi (1916). Gaziantep Kültür Dergisi, 2: 146-147.

Özuslu, E. (Rezzan Akdoğan’la kişisel görüşme, 10 Nisan 2018).

Özuslu, E. ve Kocaoğlan, İ. H. (2020). Gaziantepli hafızlar ve ilim adamları. Gaziantep: Sertaç Tanıtım.

Yener, Ş. S. (1967). Hafız Abdülaziz Efendi (Çolak Hafız). Gaziantep Kültür Dergisi, 12: 102-107.