HASIRCIZÂDE HÂFIZ MEHMED AĞA

Yazar: Halil İbrahim YAKAR
(1803, Ayntâb – 25 Mart 1887, Ayntâb), şair ve müderris.

1803 yılında Ayntâb’da doğdu. Handan Bey Camii’ni yeniden yaptıran Hacı Abdullah Ağa’nın oğludur. Doğmadan altı ay önce babası, dört yaşında iken annesi vefat etti. Büyük kardeşi Hacı Mustafa Ağa’nın yanında büyüdü. Sekiz yaşında Kur’an’ı hıfzetti ve Hâfız lakabını aldı; bu sıfatı mahlas olarak da kullandı. İlk hocası Hacı Halil Efendi’dir. Türk Tarihi Encümeni Mecmuası’nda hocasının Hasan Efendi olduğu belirtilmişse de, Hasan Efendi Hacı Halil Efendi’nin oğludur ve Hasırcızâde kızını ona vermiştir.

Yirmi yaşına kadar Ayntâb’da tahsil gördü. Daha sonra ilim öğrenmek için Halep ve Şam’da dört yıl kaldı. Şam’da bulunduğu sırada Hâlid Ziyaüddîn Nakşibendî’ye intisap etti. Şam’dan Mısır’a geçerek altı ay orada kaldı ve tahsilini ilerletti. Mısır’ın iklimi kendisine iyi gelmediği için 1827 yılında, 24 yaşında iken Ayntâb’a döndü. Bu sırada şehirde ortaya çıkan ve binlerce kişinin ölümüne yol açan taun salgınında ailesi büyük kayıplar verdiği için geçim yükü onun üzerine kaldı. Çeşitli medreselerde ders verdiği sırada felç geçirerek yedi yıl yatağa mahkûm oldu; hastalıktan kurtulduktan sonra yeniden ders vermeye başladı.

1838 yılında, ne amaçla bulunduğu tam olarak bilinmemekle birlikte, Mısırlı İbrahim Paşa’nın maiyetinde Maraş’a gitti. İbrahim Paşa’nın ikinci oğlu Hidiv İsmail Paşa’ya gönderdiği bir mektupta, Paşa’nın iltifat ve ihsanını gördüğünü ifade etti. 1862 yılında, 59 yaşında iken, Halep Valisi İsmet Paşa ile Ayntâb kaymakamı Topal Rüştü’yü şikâyet etmek üzere İstanbul’a gitti. Sadrazam Keçecizâde Fuad Paşa başta olmak üzere devlet ricaliyle görüşerek durumu anlattı ve vali ile kaymakamın azledilmesini sağladı. İstanbul’da yaklaşık bir yıl kaldıktan sonra Ayntâb’a döndü ve sebebi tam olarak bilinmemekle birlikte yedi yıl evinden dışarı çıkmadı.

Zaman zaman kaymakamları şikâyet etmek veya gezmek amacıyla Halep’e gitti. Birecik kaymakamı Ayntâblı Battal Bey’in daveti üzerine Birecik’te de bulundu. 1873’te tekrar Halep’e gitti ve bir yıl daha orada kaldı. Bu son seyahati oldu; bundan sonra Ayntâb dışına çıkmadı ve özel işlerini oğlu Ahmed Efendi’ye gördürdü. Ömrünün son yıllarını kendine göre belirlediği bir hayat tarzıyla geçirdi. Ateşli humma hastalığına yakalandıktan sekiz gün sonra 29 Cemaziyelahir 1304/25 Mart 1887’de vefat etti. Vasiyeti üzerine, babasının da kabrinin bulunduğu Karlık Mezarlığı’na defnedildi. Vefatına “Ecel dürdü Hasırcızâde’nin tûmâr-ı ömrün vâh” tarihi düşürülmüştür.

Münif Paşa’nın babası Abdünnâfî Efendi’ye yazdığı bir mektuba göre iki evlilik yaptı. İki oğlu ve sekiz kızı vardı; kızlarından dördü ile oğullarından biri kendisi hayatta iken vefat etti. Kızlarından Fatma Hanım da şairdir. Soyu günümüzde Tüzün soyadını kullananlarla devam etmektedir.

Kaynaklarda Hasırcızâde’nin fizikî özelliklerine dair ayrıntılı tasvirler yer almaktadır. Buna göre Hasırcızâde uzun boylu, uzun sakallı, geniş alınlı, sık kaşlı, siyah gözlü, büyük burunlu ve buğday tenli bir yapıya sahiptir. Entari ve cübbe giydiği, başına ise dönemin esnafı arasında yaygın olan Hind kuşağını sardığı ifade edilmektedir. Bu kıyafet tercihi sebebiyle dış görünüşü, onu tanımayanlar tarafından çoğu zaman sıradan bir kişi olarak zannedilmesine sebep olmuştur. Dindar bir kişiliğe sahip olduğu, temizliğe önem verdiği ve özenli giyindiği kaynaklarda özellikle vurgulanmıştır. Mütevazı ve hoşsohbet bir mizaca sahip olduğu, konuşmalarında nükte ve latifeye yer verdiği aktarılan özellikleri arasındadır. Dünya nimetlerine ve sıkıntılarına karşı mesafeli bir tutum benimsediği, hayatı boyunca herhangi bir kişi veya makama bağımlı kalmamaya özen gösterdiği anlaşılmaktadır. Rivayete göre İstanbul’da üst düzey devlet adamlarının da bulunduğu bir mecliste kendisine memuriyet teklif edilmiş, ancak bu teklifi sosyal ve fikrî serbestliğini kısıtlayacağı gerekçesiyle kabul etmemiştir.

Hasırcızâde, ilmiye sınıfına mensup olmasına rağmen “efendi” yerine esnaf çevrelerinde kullanılan “ağa” unvanını tercih etmiştir. Kaynaklarda, kendisine “efendi” diye hitap edenleri uyararak “ağa” şeklinde anılmasını tavsiye ettiği belirtilmektedir. Rivayetlere göre çarşı ve pazarda karşılaştığı kimselere ayaküstü kısa dersler verdiği aktarılmaktadır. Kendine özgü bir üsluba sahip olduğu, muhataplarının meşrep ve mesleklerine göre sohbet ettiği ifade edilmektedir. Ulemâ ile yaptığı sohbetlerde âlim yönüyle, şairlerle yaptığı sohbetlerde edebî kimliğiyle, esnafla olan konuşmalarında ise halkla iç içe bir şahsiyet olarak öne çıkmıştır. Dönem kaynaklarında Hasırcızâde’nin bulunduğu çevrelerde sevgi ve saygı gördüğü, İstanbul’da bulunduğu süre boyunca devlet adamlarıyla gerçekleştirdiği sohbetler sayesinde geniş bir itibar kazandığı vurgulanmaktadır.

Eserleri. Hasırcızâde’nin manzum ve mensur eserlerini içeren Külliyât’ında 23 fıkra, 45 mensur mektup, 8 manzum mektup, 34 kaside, 39 gazel, 3 mersiye, 14 tahmis, 195 tarih, 5 müşaare, 20 hicviye ve 25 müteferrik manzume bulunmaktadır. Külliyât’ın dört nüshası mevcuttur. Süleymaniye Kütüphanesi Nazif Paşa-Zühdü Bey 541 numarada bulunan nüsha 261 varaktır ve içinde biyografi, mektuplar, kasideler, gazeller ve çeşitli yazılar yer almaktadır. Millet Kütüphanesi MNZ 93 numaralı nüsha 92 varaktır; mensur kısmı yoktur ve çeşitli şiir türlerini içerir. İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi MNZ 491 numaralı nüsha 213 varaktır. Konya Bölge Yazma Eserler Kütüphanesi’nde 3474 ve 3475 numaralarda kayıtlı iki nüsha ise toplam 218 ve 117 varaktır. Bu iki nüshayı Ömer Asım Aksoy bir araya getirerek manzum ve mensur kısımlarıyla en geniş muhtevalı Hasırcızâde Külliyâtı’nı oluşturmuştur. Gaziantep Halkevi nüshası olarak bilinen yazmalar, Kültür Bakanlığı kararıyla 1996 yılında Konya Bölge Yazma Eserler Kütüphanesi’ne gönderilmiştir.

Küçüklüğünden itibaren iyi bir tahsil gördüğü için dile son derece hâkimdir. Şiirlerinde Türkçenin kıvraklığı ve zengin çağrışımlı ifade tarzı belirgindir. Arapça ve Farsça şiir yazabilecek derecede bu dillere hâkimdir. Farsça şiirleri arasında Hz. Ebubekir’e yazdığı bir kaside, dört gazel ve bir mensur mektup; Arapça ise beş tarih manzumesi bulunmaktadır. Kolay yazabilen, hazırcevap bir şair olarak özellikle manzumelerini rahatlıkla kaleme almıştır.

Külliyât’ında Ayntâb yöresine ait çok sayıda kelime ve tabir bulunur; bu metinlerde dönemin sosyal hayatına dair izler de yer alır. Şiir ve nesirdeki maharetinin yanı sıra nüktedanlığı ve tarih düşürmedeki başarısı edebî şahsiyetinin başlıca özelliklerindendir. Klasik edebiyattaki hemen bütün nazım tür ve şekillerinde eser vermiştir. Hicivleri, nükteleri ve fıkraları halk arasında yaygınlık kazanmıştır. Hasîb Dürrî, Refet, Bayramzâde Hüsnü Efendi ve Küçük Hâfız Efendi gibi Antepli şairler ondan ders almış ve etkilenmişlerdir.

Kaynakça

Aksoy, Ömer Asım. “Hasırcıoğlu (Ağa) I”. Başpınar Aylık Edebiyat ve Kültür Mecmuası 2 (1 Nisan 1939): 15-16.

 Aksoy, Ömer Asım. “Hasırcıoğlu (Ağa) II”. Başpınar Aylık Edebiyat ve Kültür Mecmuası 3 (l Mayıs 1939): 9-11.

Aksoy, Ömer Asım. “Hasırcıoğlu (Ağa) III”. Başpınar Aylık Edebiyat ve Kültür Mecmuası 4 (1 Haziran 1939):  9-13.

Aksoy, Ömer Asım. “Hasırcıoğlu (Ağa) IV”. Başpınar Aylık Edebiyat ve Kültür Mecmuası 5 (1 Temmuz 1939): 9-12.

Aksoy, Ömer Asım. “Hasırcıoğlu’nun bir nüshası daha”. Başpınar Aylık Edebiyat ve Kültür Mecmuası 61 (Ağustos 1939): 9, 10,15.

Aksoy, Ömer Asım. Hasırcıoğlu Hafız Mehmet Ağa. Gaziantep: 1941. 

Bilicioğlu, Hafız Ali. “Hasırcızade’ye Ait Bazı İlave Bilgi ve Fıkralar”. Yöre Dergisi l1 (Temmuz-Ağustos-Eylül 1992): 38.

Fatin. Hatimetü’l-Eşar. İstihkam Alaylan Litografya Destgahı. İstanbul: 1271.

Gaziantep HaIkevi Broşürü. Gaziantep: Gaziantep Halk Fırkası Matbaası, 1935.

Göğüş, Oğuz. Gaziantep’i Tanıtıyoruz I. Gaziantep: 1962.

Göğüş, Oğuz: İlk Insanlardan Bugüne Çeşitli Yönleriyle Gaziantep. (tarihsiz).

Güzelbey, Cemil Cahit. “Hasırcı Hoca Kimdir”. Gaziantep Kültür Dergisi  13, 8 (Ağustos 1972): 19-23. 

Güzelbey, Cemil Cahit. “Hasırcıoğulları”. Gaziantep Kültür Dergisi  4, 39 (Mart 1961): 63-66.

Güzelbey, Cemil Cahit. “Hasırcızade ile İlgili Üç Belge”. Gaziantep Sabah Gazetesi 2.11.1978.

İnal, İbnü’l-Emin Mahmud Kemal. Son Asır Türk Şairleri. 2. Cilt. Ankara: Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı Yayınları, 2000.

Komisyon. Cumhuriyetin 50. Yılında Gaziantep. 1973 İl Yıllığı.

Solmaz, Mehmet – Yetkin Hulusi. Gaziantep Çevre İncelemeleri. Gaziantep: Gaziantep Kültür Derneği Yayınları, 1969.

Şahiner, Necmeddin. “Hasırcızāde Muhammed Ağa’nın Fıkralan”. Yöre Dergisi 9 (Ocak-Şubat 1992): 22-­23.

Şahiner, Necmeddin. Antepli Hasırcıoğlu Ağa. Gaziantep: Form Matbaacılık, 1996.

Tahir, Bursalı Mehmet. Osmanlı Müellifleri. 2. Cilt.  İstanbul 1972.

Tevhid, Ahmet. “Hasırcızāde Hafız Mehmet Ağa”. Türk Tarih Encümeni Mecmuası Temmuz 1926, sene 16, Nr. 93, 211-219.

Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisi. 4. Cilt. İstanbul: Dergah Yayınları, 1981, 15.  

Yener, Şakir Sabri. “Gaziantep Hattatları ve Hakkakları”. Gaziantep Kültür Dergisi 11, 130 (Ekim 1968): 227. 

Naci, Muallim. Osmanlı Şairleri. Haz. Cemal Kurnaz. İstanbul 1995.

Tuman, Mehmet Nail. Tuhfe-i Nāili. 1. cilt. Haz. Cemal Kurnaz- Mustafa Tatçı. Ankara: Bizim Büro Yayınları, 2001.

Yener, Şakir Sabri. Gaziantep Büyükleri. Gaziantep: Gaziantep Halk Fırkası Matbaası, 1934.

Yener, Şakir Sabri. Gaziantep Kitabeleri. Gaziantep: Kardeşler Matbaası, 1958.

Yetkin, Hulusi. “Hasırcıoğlu Hafız Mehmet Ağa”. Gaziantep Kültür Dergisi 12, 133 (Ocak 1969): 4.

 

Diğer Benzer Maddeler

Benzer Madde Bulunamadı.

Bütün Maddeler